#
Troy Koleksiyonu

ZANAATKÂRLIKLA TASARLANMIŞ YENİ BİR DIŞ MEKÂN LÜKSÜ

Avrupai çizgilerin, İskandinav sadeliğiyle buluştuğu bir ritim.

Troy, dış mekânda alışıldık olanı kırmak için doğdu.
Ne tamamen modern, ne tamamen klasik; ama her detayında çağdaş bir ifade, zarif bir geçmiş bilgisi taşır.
Doğal ışıktan ilham alan açık plan bir terasta, iri gövdeli bir masa koleksiyonun kalbini oluşturur:
İroko ağacından üretilmiş geniş yüzey, ahşabın zorlayıcı oval formuna ustalıkla hükmeden bir işçiliğin sonucudur.
Üzerinde yükselen porselen detaylar, güneş ışığını yansıtırken, malzemenin gücüne sakinlik katıyor.

Troy’un en ayırt edici yönü, modülerliğinden çok duygusudur.
Bir kez kurulduğunda, bulunduğu mekâna nitelikli bir sessizlik getirir bağırmadan gösterişlidir.
Alçak profil sehpalardan, bar yüksekliğindeki parçalara kadar tüm formlar, bir bütünlük içinde farklı yaşantılara eşlik eder.
Ahşabın çizgilerindeki zarafet, koleksiyonun mobilya değil bir yaşam atmosferi olduğunu anlatır.

Minder formu, güncel dış mekân estetiğinde öne çıkan yeni İskandinav anlayışını temsil eder:
dolgun ama sert değil, geometrik ama davetkâr.
Her parça, sade görünen bir özgüven taşır çünkü detaylar, kalitenin en sessiz ifadesidir.

Troy; yazlık bir verandada kalabalık bir akşam yemeğinde de vardır,
bir şehir balkonunda yalnız içilen sabah kahvesinde de.
Hikâyesini yüksek sesle anlatmaz; ama dokunan herkes bilir ki, bu koleksiyon hızla değil dikkatle yapılmıştır.
Bir masa bu kadar dingin durabiliyorsa, o masanın anlatacak bir şeyi vardır.

Natura’nın yeni dış mekân sahnelerinde, Troy sessiz bir merkezdir.
Geometriden çok duyguyu, malzemeden çok bilgeliği temsil eder.
Ve her mevsim, mekâna doğallıkla yerleşir.